• Vazgeç
    Filtrele
Filtrele

19. Koleksiyonluk Resim ve Hat Müzayedesi

19. Online Müzayede'de yer alan tüm eserler kurumumuz güvencesinde olup, resim ekspertizleri Yüksek Ressam / Restoratör BAYRAM KARŞİT tarafından yapılmıştır.

19. Online Müzayede 26 Haziran PAZAR günü saat 20:00'dan itibaren CANLI olarak devam edecektir.  Her lotun ekranda kalma süresi 25 saniyedir. Lotlar sıra ile satışa çıkacak ve son 10 saniyede teklif gelmesi halinde her lot 20 saniye daha uzayacaktır.

Ödeme süresi müzayede bitiminden sonra 10 (on) iş günüdür. Açık arttırma sonrası "SATIŞ İPTALİ, CAYMA HAKKI, veya ALIMDAN VAZGEÇME" söz konusu değildir.Aksi halde hukuki işlem başlatılır ve cezai şartlar uygulanır.

Sayın koleksiyoner ve sanatseverler, eserlere pey vermek ve "Online Canlı Müzayede"ye katılmak için web sitemiz üzerinden üye olunuz. İlgilendiğiniz eserler ile ilgili olarak +905321715331 numaralı telefondan bilgi alabilir, Hüsrev Gerede Caddesi no: 52/2 Teşvikiye'deki adresimizde eserleri yakından inceleyebilir ve uzmanlardan bilgi alabilirsiniz.

Lot: 42 » Hat

KARALAMACI HAMDİ EFENDİ (ö.1785)

"Sülüs Karalama". Ketebeli. Hicri 1162 / Miladi 1748 tarihli. 24 x 32 cm.

"Seyyid Ahmed Efendi nâmında bir zâtın oğlu olarak Erzincân’da dünyaya geldi. İptidâî tahsîlini memleketinde tamamlayıp medrese eğitimi almak için gittiği İstanbul’da hüsn-i hatta ilgi duyarak, Hüseyin Hablî’den sülüs ve nesih meşkine başladı. İcâzetini aldıktan sonra mekteblerde hüsn-i ta’limi ile meşgul olmaya başladı. Kısa zamanda hüsn-i hatta zamanın kudretli isimlerinden biri hâline gelince Galata Sarayı Ocağı’na hüsn-i hat muallimliğine tayin edildi. H. 1199/M. 1785 senesinde vefât ettiyse de, medfeni malum değildir.   

Daha ziyade sülüs ile ilgilenen Seyyid Mehmed Hamdî Efendi, yazıları için fazlaca karalama yaptığı ve bütün bunların altına imzasını attığı için hattâtîn meyânında “karalamacı” lâkabı ile yâd olunmuştur. Başlarda hocasının izinden giderek Hâfız Osman tarzını benimsemişse de, son zamanlarında Şeyh Hamdullah etkileri taşıyan şahsi bir tarza erişmiştir. " 

Detaylar
Lot: 43 » Hat

ÇIRÇIRLI ALİ EFENDİ (ö.1902)

Celi Sülüs İstif. "Rabbim kolaylaştır, zorlaştırma. Hayırla tamamlamayı nasip et." yazılı. 55 x 45 cm. Ketebeli.

Hüsn-i hattı Şefîk Bey’den meşketmiş ve Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den de istifade ile celi sülüste zamanın önde gelenlei aasına girmiştir. Bilhassa oluşturduğu terkib ve tertiblerle dikkati çeken Çırçırlı Alî Efendi’nin “Rabbiyessir” istifini gören Kazasker Efendi’nin, hocası nezdinde onu övüp takdir ettiği dahi nakledilmektedir.
Öte yandan onunla anlaşamayan Sâmî Efendi dahi, hüsn-i hattaki kudretini itiraf etmekten çekinmemiş, bir gün çırağı Hatib Ömer Vasfî Efendi ile birlikte Saraçhâne’deki cami’in önünden geçerken, kapı üzerindeki yazısını işaret ederek: “Herif ustadır. Hele şu yazıya bak. Sakın bir şeyine itiraz etme. O, senin gibi ikide bir yalayub yazanlardan değildir.” demiştir. "
  (Kaynak: ketebe.org )

Detaylar
Lot: 44 » Hat

İBRAHİM DÂİMÎ (ö.1757)

Rabbi-Yessir Duası ve Hurufat Meşki. Ketebeli. 31 x 36 cm

"Sadrâzâm Hekimzâde Alî Paşa’nın mâiyetinde bulunan Ahmed Ağa’nın kölelerindendir. Hâmisinin yanında islami usüllere göre talim ve terbiye gördü. Bu arada hüsn-i hatta ilgi duyarak Şekerzâde Seyyid Mehmed Efendi'den sülüs ve nesih meşketmeye başladı. Kısa zamanda icazet aldığı gibi, hamisi tarafından azâd edildi.

Hocasının tavsiyesiyle Galata Sarayı Ocağı’nın kâtiblerinden oldu. Şöhreti saraya kadar ulaşınca, hademeye hüsn-i hat talimi vermek üzere Topkapı Sarayı'na dâvet edildi. H. 1170 yılındaki vefâtına kadar bu görevi sürdürdü. Şeyh Hamdullah’ın civârında, hocasının mezarı yakınında medfûndur.   

Mevlevî Târikatı’na mensub, derviş-meşreb bir zat olduğu bilinen İbrahim Dâ’imî, Hacı Beşir Ağa’nın Ayasofya Cami’ne vakfettiği cüzleri kaleme almıştır. Özel koleksiyonda da H. 1153/M. 1740 tarihli Delâ’ilü'l-hayrât’ı ve H. 1165/M. 1751 tarihli hilye-i sa’adeti bulunmaktadır.  "

Detaylar
Lot: 45 » Hat

HASAN RIZÂ EFENDİ (1848-1920)

"Allah bütün işlerinizde yardımcınızdır". Celi Sülüs Levha - Ayet-i Kerime. Hicri 1325/Miladi 1907 tarihli. 40 x 72 cm. Ketebeli. Orijinal tezhibiyle.

"Halvetî Târikatı meşâyihinden Kastamonulu Halîl Rif‘at Efendi’nin müntesiblerinden, iyi ahlâklı ve dîni bütün bir zât olarak tanınan Hasan Rızâ Efendi’nin şiir ve musıkîye de aşinâ olduğu bilinmektedir.

Değişik hocalardan müstefiz olması nedeniyle sülüs ve nesihte kendine mahsus bir şiveye sahip olan Hasan Rızâ Efendi, asıl şöhretini yazmış olduğu Kur’an-ı Kerîm’lere borçludur. Yazdığı 19 mushaftan 1891 tarihli biri İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi’nde, Sultan Mehmed Reşâd’a hediye ettiği 1912 tarihli bir diğeri ise Topkapı Sarayı Müzesi’nde(Y.2138)  bulunmakta olup biri de litografi tekniği ile tabedilmiştir. Muhtelif baskısı yapılan bu mushâf ile şöhreti sâdece Türkler arasında değil tüm İslâm âlemine yayılmıştır. Bunların dışında Topkapı Sarayı Müzesi’nde, Sultan Reşâd’ın isteği ile kaleme aldığı sekiz ciltlik Buhârî-i Şerîf’i bulunmaktadır(Hırka-i Sa‘adet, nr. 39).

Kazasker Efendi’den de istifâde etme şansı bulmuş olmasından olsa gerek, sülüs celîsinde hocasından ziyâde Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin yolunda ilerlemiş olan Hasan Rızâ Efendi, son zamanlarında ta’like de alâka göstererek Sami Efendi’den icâzet almıştır."

Detaylar
Lot: 46 » Hat

MUSTAFA HALİM ÖZYAZICI (1898-1964)

"Kim okçuluk sporunu öğrenir sonra terkederse bizden değildir.Rasulullah şöyle buyurdu:Allah her vakit fakir kullarına sadaka sevabı yazar". 24 x 34 cm. Ketebeli. Şeyh Hamdullah'tan naklen yazılı.

"Biz yazılarına hayranlıkla seyrederken sık sık tekrarladığı bir söz vardı: “Ufak tefek, kara kuru gördün de, beni Karamürsel sepeti mi sandın?”

Hakîkāten öyleydi. Hâline tavrına baksanız ummazdınız. Maddî refâhı çok yerinde olduğu hâlde yiyemezdi, giyemezdi. Yanlızlığın verdiği bir derbederlik içerisindeydi. Bu muydu o “âyetü’n-min-âyetillah” sanatkâr. Ancak yazarken görünce onu Karamürsel sepeti değil, hüsnühat bağından derlenmiş en nâdîde meyvelerle dolu bir hüner sepeti olduğunu anlardınız...

Hüsnühattın her nev’ini sür’atle ve suhûletle yazardı. ‘Kamış kalem’ denilen o nârin güzel, merhûmun ma’rifet dolu parmaklarına râm olmuşdu. Hele celî yazıda böyle sür’ate mâlik bir hattat, “celînin alemdârı Mustafa Râkım da dâhil görülmemişdir!” dersek, mübâlağa sayılmaz. Kubbe yazılarında, kendi boyundan uzun elifleri, lâmları rahatlıkla çekerken onu seyretmek bir zevkdi. Kubbe ve kuşak yazısı olarak en çok eser vermiş hattatımız Hâlim Hoca’dır. Bir sûreyi, verilen ölçüye göre, sıkışıklık yapmadan istif etmek ve istediği yerde bitirmek, ona mahsus ilâhî bir mevhîbedir. Müsveddesi yokdu. Zihninde tefekkür istifi yapar, onu kömür kalemi ile kâğıda öylece istif eder ve celî kalemini alıp hemen yazmağa başlardı.

Ahârlı kâğıda mürekkeple yazdıklarını tashih etmesi de bir ömürdü. İstiflerin arasını dili veya parmağı ile temizlemesine, doğrusu şaşardık. Bu sebeple eski eserleri de aslına uygun bir şekilde tamir eder, tamamlardı."

Detaylar
Lot: 47 » Hat

MUSTAFA HALİM ÖZYAZICI (1898-1964)

Sülüs Nesih Kıta. Hadis-i Şerif yazılı. Hicri 1367 / m.1947 tarihli. İmzalı. 32x43 cm (Hicri 1362 tarihli Mehmed Nuri Efendi hattından naklen yazılı).“Lokmayı küçük alıp çok çiğnemek sünnettendir”“Müminin ferasetinden çekinin çünkü o Allah’ın nuruyla bakar”

"Biz yazılarına hayranlıkla seyrederken sık sık tekrarladığı bir söz vardı: “Ufak tefek, kara kuru gördün de, beni Karamürsel sepeti mi sandın?”

Hakîkāten öyleydi. Hâline tavrına baksanız ummazdınız. Maddî refâhı çok yerinde olduğu hâlde yiyemezdi, giyemezdi. Yanlızlığın verdiği bir derbederlik içerisindeydi. Bu muydu o “âyetü’n-min-âyetillah” sanatkâr. Ancak yazarken görünce onu Karamürsel sepeti değil, hüsnühat bağından derlenmiş en nâdîde meyvelerle dolu bir hüner sepeti olduğunu anlardınız...

Hüsnühattın her nev’ini sür’atle ve suhûletle yazardı. ‘Kamış kalem’ denilen o nârin güzel, merhûmun ma’rifet dolu parmaklarına râm olmuşdu. Hele celî yazıda böyle sür’ate mâlik bir hattat, “celînin alemdârı Mustafa Râkım da dâhil görülmemişdir!” dersek, mübâlağa sayılmaz. Kubbe yazılarında, kendi boyundan uzun elifleri, lâmları rahatlıkla çekerken onu seyretmek bir zevkdi. Kubbe ve kuşak yazısı olarak en çok eser vermiş hattatımız Hâlim Hoca’dır. Bir sûreyi, verilen ölçüye göre, sıkışıklık yapmadan istif etmek ve istediği yerde bitirmek, ona mahsus ilâhî bir mevhîbedir. Müsveddesi yokdu. Zihninde tefekkür istifi yapar, onu kömür kalemi ile kâğıda öylece istif eder ve celî kalemini alıp hemen yazmağa başlardı.

Ahârlı kâğıda mürekkeple yazdıklarını tashih etmesi de bir ömürdü. İstiflerin arasını dili veya parmağı ile temizlemesine, doğrusu şaşardık. Bu sebeple eski eserleri de aslına uygun bir şekilde tamir eder, tamamlardı."

Detaylar
Lot: 48 » Hat

MUSTAFA HALİM ÖZYAZICI (1898-1964)

Talik Kıta. Mehmed Esad Yesari'den naklen Sadi'nin şiiri yazılı. Ketebeli.42 x 31 cm. Hicri 1361 / M.1942 tarihli.

"Biz yazılarına hayranlıkla seyrederken sık sık tekrarladığı bir söz vardı: “Ufak tefek, kara kuru gördün de, beni Karamürsel sepeti mi sandın?”

Hakîkāten öyleydi. Hâline tavrına baksanız ummazdınız. Maddî refâhı çok yerinde olduğu hâlde yiyemezdi, giyemezdi. Yanlızlığın verdiği bir derbederlik içerisindeydi. Bu muydu o “âyetü’n-min-âyetillah” sanatkâr. Ancak yazarken görünce onu Karamürsel sepeti değil, hüsnühat bağından derlenmiş en nâdîde meyvelerle dolu bir hüner sepeti olduğunu anlardınız...

Hüsnühattın her nev’ini sür’atle ve suhûletle yazardı. ‘Kamış kalem’ denilen o nârin güzel, merhûmun ma’rifet dolu parmaklarına râm olmuşdu. Hele celî yazıda böyle sür’ate mâlik bir hattat, “celînin alemdârı Mustafa Râkım da dâhil görülmemişdir!” dersek, mübâlağa sayılmaz. Kubbe yazılarında, kendi boyundan uzun elifleri, lâmları rahatlıkla çekerken onu seyretmek bir zevkdi. Kubbe ve kuşak yazısı olarak en çok eser vermiş hattatımız Hâlim Hoca’dır. Bir sûreyi, verilen ölçüye göre, sıkışıklık yapmadan istif etmek ve istediği yerde bitirmek, ona mahsus ilâhî bir mevhîbedir. Müsveddesi yokdu. Zihninde tefekkür istifi yapar, onu kömür kalemi ile kâğıda öylece istif eder ve celî kalemini alıp hemen yazmağa başlardı.

Ahârlı kâğıda mürekkeple yazdıklarını tashih etmesi de bir ömürdü. İstiflerin arasını dili veya parmağı ile temizlemesine, doğrusu şaşardık. Bu sebeple eski eserleri de aslına uygun bir şekilde tamir eder, tamamlardı."

Detaylar
Lot: 49 » Hat

DELİ OSMAN (ö.1806)

Sülüs Nesih Kıta. Hadis-i Şerifler yazılı.Ketebeli. Hicri 1198 / Miladi 1783 tarihli.

 

Sülüs yazıda :"İbn Ömer'den rivayetlei Gaybın anahtarları beş tanedir." yazılı.

Rasulullah şöyle buyurdu: Aranızda imamete en yakın olan okuyuşu en iyi olandır.

Rasulullah şöyle buyurdu: Namaz vakti gelince biriniz ezan okusun ve Kur'an ezberi en çok olan namaz kıldırsın.

Rasulullah şöyle buyurdu: Sizin en yaşlı olanınız ezanı okusun."

 

Boylu-boslu, kavî heykel ve dürüst-endâm bir zât olduğu menkûl olup bazı hâllerinden dolayı hattâtîn meyânında “deli” lâkabıyla yâd olunduğu bilinmektedir.

Mustafa Râkım Efendi öncesinin kudretli hattatlarından biri olan Seyyid Osman Efendi, Hüsn-i hattaki asıl üstâdı olan kayınpederine olan saygısını, âsârına “Âfîf dâmadı” künyesiyle ketebe koyarak göstermiş olan Seyyid Osman Efendi’nin, Sultan Selîm Hân-ı Sâlis’in emriyle yazdığı sancak mushâf-ı şerîfine mükâfâten bir kıt’a çelenge nâ’il olduğunu Hat ü Hattatân mü’ellifi nakletmektedir. 

Sülüs ve nesihte kudretli bir hattat olduğu anlaşılan Seyyid Osman Efendi’nin Karaca Ahmed Türbesi’nde H. 1218/M. 1803-1804 tarihli celî sülüs levhâsı(Env. no: 11) bulunmaktadır. Ayrıca Üsküdar’daki Hacı Selîm Ağa Kütüphânesi’nin giriş kapısı üzerindeki âyet kitabesi de ona aittir. Nesihle istinsâh etmiş olduğu, müzehheb Kasidetü Münfericetü Lehcetü’l-islâm adlı eserini de Şevket Rado görmüş olup Hâfız Osman tarzını ihtiyâr eylemiş olduğunu beyân etmektedir. (Kaynak: İsmail Orman'ın ketebeçorg'daki yazısından aıntıdır)

Detaylar
Lot: 50 » Hat

AZİZ RIFÂÎ (1871-1934)

Gubari ve Celi Sülüs hat ile "Muhammed Aleyhisselam" yazılı. Ketebeli. 36 x 49 cm. "Muhammed" lafzının içerisinde gubari hat ile Muhammed Suresi yazılı. *Sanat kalitesi , nadiriyeti ve kondüsyonu itibarı ile müzelik bir eserdir.

"Oniki kalemde fevkalade kudrete sahip olan Azîz Rıfâ’î’nin, aynı zamanda seri’ü’l-kalem bir hattat olduğuna, neredeyse tüm İslam coğrafyasına dağılmış durumdaki âsârı delîl olup Cemâleddin Server Revnakoğlu da “rık‘a yazar gibi sür‘atle sülüs, nesih ve ta’lik yazdığını” nakletmektedir. Bilhassa celî sülüsle müsennâ tertîb ve terkîblerle ziyâdesiyle meşgul olan Azîz Rufâ’î, Şevkî Efendi tarzında kendine mahsus bir şive kattığı hüsn-i hattı ile Türk hat san‘atında mümtâz bir mevki elde etmiştir.
Ayrıca tuğra tersîminde de mahâret-i kâmileye hâ’iz olduğu menkûldür. Hatta uzun müddet hânesine devam ederek sülüs ve ta’lik celîlerinde müstefiz olduğu Sâmî Efendi’nin, kendisinden sonra Dîvân-ı Hümâyûn’da tuğrakeşlik vazîfesi için onu tavsiye ve ısrâr ettiği, ancak Bâb-ı Meşihât’taki hizmetinden ayrılmak istemediği için reddettiği hikaye edilmektedir.

Mustafa Râkım Efendi’nin izinden gittiği hat sanatına yüzlerce eser kazandırmış olan Azîz Rıfâ’î’nin iki büyük koleksiyonu Topkapı Sarayı Müzesi’nde ve Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı’nda bulunmaktadır. Ayrıca şeyhinin Unkapanı’ndaki dergâhında hilyesi, Bursa’daki Ulu Cami’de ta’lik ve celî sülüs, Sünbül Efendi Türbesi’nde de ta’lik levhâları vardır.

Ayrıca ilk devresinde “Abdü’l-azîz Eyyubî” imzalı yazılarına ve “Azîz” imzasıyla kaleme aldığı çok sayıda mezartaşı kitabesi rastlanmaktadır. Ka’be-i Mu’azzama’nın H. 1331/M. 1913 senesinde imal olunan kisve-i şerifesinin bazı kısımlarındaki yazılar da ona aittir.

Tezhip sanatında da mahâret sahibi olduğu ve yazılarının bozulmaması ve bir kenara atılmaması için tezhîbini de yaptığı nakledilmektedir. " (Kaynak: İsmail Orman)

Detaylar
Lot: 51 » Hat

MEHMED TAHİR EFENDİ (ö.1845)

Celi Sülüs Levha. Ketebeli. 40x50 cm."Gönül yıkmak harâb itmek gibidir Beyt-i Ma'mûr'ı /Velî yapmak hezârân Kâ'be bünyâd itmeden yeğdir/ Kul itmek lûtf u ihsân ile kendüye bir âzâdı/ Efendim nice yüzbin bende âzâd itmeden yeğdir"

"Seyyid Ahmed Efendi'nin oğlu olarak İstanbul'da doğdu. Tahsîli ve Mahmud Celâleddîn Efendi’ye ne zaman bağlandığı ve icâzet aldığı hakkında bir bilgi yoktur. Hâkkâkzâde hattı ile muhârrer Tezkîre-i Hattâtîn’de beyân edildiği üzere “celî yazıda üstâdına fâ’ik” olduğundan, şehzâdelik zamanında Sultan Abdülmecîd’e hüsn-i hat dersleri vermiş ve cülûsundan sonra da “mu‘allim-i hatt-ı sultânî” ünvânını elde ettiği gibi, Nur-ı Osmaniye Cami’nin hitabet hizmetine tayin edilmiştir. Bu hal üzere iken H. 1262/M. 1846'da vefat ederek, Eyüp’te, Kırkmerdiven mevki’nde Hâkim Kutbeddîn Mektebi civârına defnedilmiştir. Ancak bugün mezartaşı mevcut değildir.

Hâlen Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan hilye-i sa’adeti gibi, nefis hattıyla muharrer nice âsârı müze ve özel koleksiyonları süsleyen Mehmed Tâhir Efendi’nin Galata’dan Kasımpaşa’ya açılan kapı yakınındaki Kapıüstü Mescidi’nin hutûtunu da yazmış olduğu menkûldür.Sultan Mahmud Hân-ı Sânî Türbesi’ndeki H. 1257/M. 1841 ve özel koleksiyonda bulunan H. 1243/M. 1826 tarihli Kur’an-ı Kerîm’leri ile hatt-ı nesihteki kemâlini de ispât eylemiş olan Mehmed Tâhir Efendi’nin, Sultan Abdülmecîd’in ihsânıyla, son zamanlarında Hac vazîfesini ifâ eyleme şansı bulmuş olduğu nakledilmektedir. " (ketebe.org)

Detaylar
Lot: 52 » Hat

MACİD AYRAL (1891-1961)

Sülüs Nesih Kıta. "Seyyid Abdülmacid Bin Zühdi" ketebeli.26 x 33 cm."Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla. Rasulullah şöyle buyurdu:Allah'tan Rab, İslam'dan din, Muhammed SAV'den resul olarak razı olan imanın tadını alır".

"Türk hat san‘atının büyük bir buhran yaşadığı geçtiğimiz yüzyılın en ma’rûf hattatlarından biri olan Mâcid Ayral, hüsn-i hattaki kudreti ve imzasız yazıların kime ait olduğunu, tarihi ve dönemine kadar tefrîk edebilecek kadar derin hat bilgisi ile hattâtîn meyânında da bir hayli mu’teber olmuştu. Nitekim Bâb-ı Âlî Caddesi’ndeki yazıhânesi zamanın önde gelen hattatlarının biraraya gelerek, hüsn-i hat sohbetleri yaptıkları bir mahfil hâline gelmişti. 

1953 senesinde emekli olduktan sonra Ankara’dan İstanbul’a dönerek, Güzel San‘atlar Akademisi’nde ve Süheyl Ünver’in Topkapı Sarayı Müzesi’nde kurduğu nakkaşhanede talebeye hüsn-i hat dersleri vermiş olan Mâcid Ayral, yazı tarifindeki açıklığı ve meşk yazımındaki kabiliyeti ile tâlibân meyânında da bir hayli rağbet görmüştür. Hatta bu şöhreti sınırları dahi aşmış, Irak’dan aldığı davet üzerine gittiği Bağdat’daki mesâ’îsi esnâsında da bir hayli şâkird yetiştirmiştir."(Alıntı: İsmail Orman)

Detaylar
Lot: 53 » Hat

FERHAT KURLU (d.1976)

"Kişi, sevdiği ile beraberdir." hadis-i şerifi yazılı. Celi Sülüs İstif. Ketebeli. H.1421 / M.2000 tarihli. 40 x 45 cm. Tezhib: Fatih Türker Özgüven, 2001.

SANATÇININ ALDIĞI ÖDÜLLER

1- IRCICA 5.milletlerarası hat yarışması celi-sülüs 1.lik ödülü.

2- IRCICA 6. milletler arası hat yarışması sülüs 1. mansiyon.

3- Antik aş. Hilye-i şerife hat yarışması celi-sülüs, sülüs, nesih 1.lik.    Ödülü

4-Kültür Bakanlığı 13. devlet hat yarışması başarı ödülü.

5- Albarakatürk Özel Finans Kurumu hat yarışması celi-sülüs 1.lik ödülü.

6-Albarakatürk özel finans kurumu hat yarışması sülüs 1.lik ödülü.

7-Caizetül-bürdeh hat yarışması(UAE) 2.lik ödülü.(Bu yarışmda birincilik ödülü verilmemiştşr.) 

8-Şarika emirliği hat buluşması celi-sülüs birincilik ödülü.(nisan 2008)

9-IRCICA 8.milletler arası hat yarışması celi-talik mansiyon ödülü

10-Cezayir milletler arası hat buluşması 2.lik ödülü (Haziran2010)

11-16.Devlet süsleme sanatları müsabakası hüsn-ü hat başarı ödülü.(Mayıs 2011)

 

 
Detaylar
Lot: 54 » Hat

FERHAT KURLU (d.1976)

"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla". Ketebeli. H.1422 / M.2001 tarihli. Çap: 33 cm .Tezhib: Fulya Saatçioğlu,2004.

SANATÇININ ALDIĞI ÖDÜLLER

1- IRCICA 5.milletlerarası hat yarışması celi-sülüs 1.lik ödülü.

2- IRCICA 6. milletler arası hat yarışması sülüs 1. mansiyon.

3- Antik aş. Hilye-i şerife hat yarışması celi-sülüs, sülüs, nesih 1.lik.    Ödülü

4-Kültür Bakanlığı 13. devlet hat yarışması başarı ödülü.

5- Albarakatürk Özel Finans Kurumu hat yarışması celi-sülüs 1.lik ödülü.

6-Albarakatürk özel finans kurumu hat yarışması sülüs 1.lik ödülü.

7-Caizetül-bürdeh hat yarışması(UAE) 2.lik ödülü.(Bu yarışmda birincilik ödülü verilmemiştşr.) 

8-Şarika emirliği hat buluşması celi-sülüs birincilik ödülü.(nisan 2008)

9-IRCICA 8.milletler arası hat yarışması celi-talik mansiyon ödülü

10-Cezayir milletler arası hat buluşması 2.lik ödülü (Haziran2010)

11-16.Devlet süsleme sanatları müsabakası hüsn-ü hat başarı ödülü.(Mayıs 2011)

 

 
Detaylar
Lot: 91 » Hat

MEHMED TAHİR EFENDİ (ö.1845)

Celi Sülüs hat ile " Takdîre ilâc eyleyemez olsa Eflatun, Elbetde olur her ne ise emr-i mukadder" yazılı, 40x68 cm.(Çerçeveli : 56x84 cm) Nadir bulunur, sanat değeri yüksek , müzelik bir eserdir.

"Seyyid Ahmed Efendi'nin oğlu olarak İstanbul'da doğdu. Tahsîli ve Mahmud Celâleddîn Efendi’ye ne zaman bağlandığı ve icâzet aldığı hakkında bir bilgi yoktur. Hâkkâkzâde hattı ile muhârrer Tezkîre-i Hattâtîn’de beyân edildiği üzere “celî yazıda üstâdına fâ’ik” olduğundan, şehzâdelik zamanında Sultan Abdülmecîd’e hüsn-i hat dersleri vermiş ve cülûsundan sonra da “mu‘allim-i hatt-ı sultânî” ünvânını elde ettiği gibi, Nur-ı Osmaniye Cami’nin hitabet hizmetine tayin edilmiştir. Bu hal üzere iken H. 1262/M. 1846'da vefat ederek, Eyüp’te, Kırkmerdiven mevki’nde Hâkim Kutbeddîn Mektebi civârına defnedilmiştir. Ancak bugün mezartaşı mevcut değildir.

Hâlen Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan hilye-i sa’adeti gibi, nefis hattıyla muharrer nice âsârı müze ve özel koleksiyonları süsleyen Mehmed Tâhir Efendi’nin Galata’dan Kasımpaşa’ya açılan kapı yakınındaki Kapıüstü Mescidi’nin hutûtunu da yazmış olduğu menkûldür.Sultan Mahmud Hân-ı Sânî Türbesi’ndeki H. 1257/M. 1841 ve özel koleksiyonda bulunan H. 1243/M. 1826 tarihli Kur’an-ı Kerîm’leri ile hatt-ı nesihteki kemâlini de ispât eylemiş olan Mehmed Tâhir Efendi’nin, Sultan Abdülmecîd’in ihsânıyla, son zamanlarında Hac vazîfesini ifâ eyleme şansı bulmuş olduğu nakledilmektedir. " (ketebe.org)

Detaylar
Lot: 92 » Hat

YESARİZADE MUSTAFA İZZET (ö.1849)

Celi Talik Zerendut Levha. İmzalı. Hicri 1246/ M.1830 tarihli. 63x63 cm." Zikru fikrim benim budur hergah, Hak Muhammed beli Resulullah, Du zehi cennet eyler abdülhak, Kuvvet-i La İlahe İllallah" yazılı. Hattatın muhteşem kondüsyonda nadir bulunan müzelik eserlerindendir.

Hattatlar arasında isminden ziyâde “Yesârîzâde” nâmı ile anılan Mustafa İzzet Efendi, son dönem yazılarında İran üslûbunun dışına çıkmaya çalışan babasının bıraktığı noktadan başlayarak, yavaş yavaş kendini geliştirmiş ve Türk ta’lik hattının günümüze değin sürecek olan kaidelerini oluşturmuştur. Özellikle celî ta’likte göstermiş olduğu kudreti, nice resmî daire ve sâir yapının kapıları üzerindeki inşa kitabesinde görmek mümkündür. Bir diğer özelliği ise şaşırtıcı derecede hızlı ve tashihsiz yazmasıdır.  

Eyüp Sultan Cami, Şah Sultan Türbesi, Arpacılar Mescidi, Bâb-ı Âlî, Alay Köşkü, Hidâyet Cami,  Cemâleddîn Uşşâkî Dergâhı, Nusretiye Cami, Beyazıt Yangın Kulesi, Darphâne-i Amire, Galata Mevlevihanesi, Pertev Paşa Türbesi, Sultan Mahmud Türbesi, Selimiye Kışlası, Tazıcılar Ocağı ve Koca Mustafa Paşa Cami’nin inşa ve tamir kitâbeleri onun kaleminden çıkmıştır.

Ayrıca Teşvikiye Cami’ndeki Sultan 2. Mahmud’un tüfek nişantaşları ve Beylerbeyi Sarayı arkasında çeşme ile Üsküdar’daki Sultan Mahmud ve Hamdullah Paşa çeşmelerinin inşa kitabeleri de ona aittir. Bunlardan başka Ayasofya Cami’nde bir levhası, Topkapı Sarayı başta olmak müze ve özel koleksiyonlarda çok sayıda yazısı bulunmaktadır.  

Detaylar
Lot: 93 » Hat

İMÂD EL-HASENÎ (1553-1616)

Talik Kıta, 33x21 cm, imzalı. "Ebu Said El-Hayr Rubai'si yazılı" *Tarihi öneme haiz, yazı kalitesi, kondüsyonu ve nadiriyeti ile müzelik bir eserdir.

"Kaynaklarda, kendisi gibi usta bir hattat olan Ali Rızâ-yi Abbâsî’nin etkisiyle şahın İmâd’dan giderek uzaklaştığı, geceleri yazı yazarken elinde şamdan tutarak Ali Rızâ’ya yardımcı olmasının İmâd’ı gücendirdiği nakledilmektedir. Bu dönemde yazdığı şiirlerle şaha ve etrafındakilere serzenişte bulunan İmâd’ın zamanla şahla arası açıldı. Şahın İmâd’dan Şâhnâme’yi istinsah etmesini istediği, İmâd’ın bu emre karşı lâkayt davranmasının şahı rencide ettiği de rivayet edilmektedir. Uzunca bir süre devam eden bu sürtüşmeler nihayet İmâd’ın öldürülmesiyle son buldu.

İmâd’ın cenazesi şahın emriyle yapılan büyük bir törenle kaldırıldı. Ölümü İran, Hint ve Osmanlı ülkesinde üzüntüye sebep oldu. Bâbürlü Hükümdarı Cihangir’in, İmâd’ın katli münasebetiyle tertip ettiği dinî bir toplantıda, “Eğer İmâd’ı bana diri olarak verselerdi ağırlığınca mücevher verirdim” dediği rivayet edilir.

İmâd yazılarında önceleri Mîr Ali Herevî’yi taklit etti. Onu taklit ederek yazdığı, halen Tahran’da Kitâbhâne-i Saltanatî’de bulunan Münâcât-ı Emîrü’l-Mü’minîn Alî İbn Ebî-Tâlib adlı eser bu tesiri açık şekilde ortaya koymaktadır. Tebriz’e gittikten sonra Baba Şah’ın kıtalarından istifade ederek sanatını ilerleten İmâd, 1014 (1605) yılından itibaren Mîr Ali Herevî’nin yazılarındaki istikrar ve sağlamlıkla Baba Şah’ın yazılarındaki tatlılık ve yumuşaklığı birleştirip kendi üslûbunu ortaya koydu. 

İmâd’dan sonra hiçbir hattat onun harflerin en, boy, çanak, küp, keşîde ve bağlantılarında, satır anlayışında ortaya koyduğu kurallara yeni bir şey ilâve edememiştir. Kaçarlar’dan Nâsırüddin Şah zamanında yaşamış olan Muhammed Rızâ Kelhûr keşîdeleri kısaltmak, dal, râ ve “vav”ları küçük ve harflerin gövdelerini kalın yazmak suretiyle bir değişiklik yapmış ve bu değişiklik bir yenilik gibi görülmüşse de bu üslûp yaygın kabul görmemiştir. Bugün bazıları bu üslûbu celî nesta‘likte kullanmakla beraber genellikle İran’da İmâd’ın üslûbu tercih edilmektedir." (Ali Alparslan / Diyanet İslam Ansiklopedisi, 22, s. 171)

Detaylar
Lot: 94 » Hat

ALİ TOY (d.1960)

Modern / Makili- Küfi Hat ile "Besmele" yazılı. Ketebeli. 2008 tarihli. 110x60 cm.

"1960 senesinde Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde dünyaya geldi. Tavşanlı Tunçbilek Lisesi’nden mezun olduktan sonra eğitimine İstanbul Teknik Üniversitesi'nde devam etti. Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Yıldız Üniversitesi’nde Röleve-Restorasyon dalında tamamladı. Öğrencilik yıllarında hat sanatına ilgi duymaya başlayan Toy, 1985 senesinde Prof. Dr. Ali Alparslan ile tanışarak talik hat üzerine dersler aldı. Talik hattan 1988 senesinde icazet alan Toy, 1988-1992 yılları arasında rika, divâni ve celi divâni hatları çalıştı. Hocası Prof. Dr. Ali Alparslan ile olan beraberlikleri, hocanın vefatı olan 2006 senesine kadar devam eden Toy’un hat eğitimi tam 21 sene sürdü.

Ali Toy; talik, divâni, celi divâni ve rika hatlarından başka şikeste, küfi ve mağribi hatları da araştırarak bu hatların birkaçından karma tasarımlar yazdı. Her çeşit klasik hattı, modern hattı ve çizgiyi eserlerinde başarıyla kullanan Toy’un yazdığı modern hatlar, mimarlık ve klasik hat eğitiminin kesişmesi sonucu ortaya çıkan eserlerdir. Ayrıca klasik hat tasarımlarında ve yeni arayışlarda Toy’un mimarlığının etkisi büyüktür. Yurt içinde ve yurt dışında birçok sergiye katılan ve 28 şahsi sergi açan Toy, IRCICA’nın düzenlediği 4 ayrı yarışmadan 6 ödül aldı. Çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdüren ve özellikle talik, divâni ve modern hat eserleriyle dikkat çeken Ali Toy, modern hatlarda mimari tasarım bilgisi ve temel geometrik çizgileri kullanmaktadır.

 2017 yılında "Geleneksel sanatların yeni nesil sanatçılar eliyle tekrar fark edildiği bir dönemde, olgunluk çağında modern mimari ile hat sanatını aynı güzellikte buluşturmayı başarması, tasarımlarındaki kendine has yalın, etkili ve dengeli üslubuyla geleneksel hat sanatımıza bir bakıma yeniden can suyu vermesi" sebebiyle 'Geleneksel Sanatlar' dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verildi."

Detaylar
Lot: 95 » Hat

ALİ TOY (d.1960)

Modern Hat ile "Ya Malikel Mülk" (Ey Mülkün Sahibi) yazılı. Ketebeli. 2005 tarihli. 35 x 61 cm.

"1960 senesinde Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde dünyaya geldi. Tavşanlı Tunçbilek Lisesi’nden mezun olduktan sonra eğitimine İstanbul Teknik Üniversitesi'nde devam etti. Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Yıldız Üniversitesi’nde Röleve-Restorasyon dalında tamamladı. Öğrencilik yıllarında hat sanatına ilgi duymaya başlayan Toy, 1985 senesinde Prof. Dr. Ali Alparslan ile tanışarak talik hat üzerine dersler aldı. Talik hattan 1988 senesinde icazet alan Toy, 1988-1992 yılları arasında rika, divâni ve celi divâni hatları çalıştı. Hocası Prof. Dr. Ali Alparslan ile olan beraberlikleri, hocanın vefatı olan 2006 senesine kadar devam eden Toy’un hat eğitimi tam 21 sene sürdü.

Ali Toy; talik, divâni, celi divâni ve rika hatlarından başka şikeste, küfi ve mağribi hatları da araştırarak bu hatların birkaçından karma tasarımlar yazdı. Her çeşit klasik hattı, modern hattı ve çizgiyi eserlerinde başarıyla kullanan Toy’un yazdığı modern hatlar, mimarlık ve klasik hat eğitiminin kesişmesi sonucu ortaya çıkan eserlerdir. Ayrıca klasik hat tasarımlarında ve yeni arayışlarda Toy’un mimarlığının etkisi büyüktür. Yurt içinde ve yurt dışında birçok sergiye katılan ve 28 şahsi sergi açan Toy, IRCICA’nın düzenlediği 4 ayrı yarışmadan 6 ödül aldı. Çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdüren ve özellikle talik, divâni ve modern hat eserleriyle dikkat çeken Ali Toy, modern hatlarda mimari tasarım bilgisi ve temel geometrik çizgileri kullanmaktadır.

 2017 yılında "Geleneksel sanatların yeni nesil sanatçılar eliyle tekrar fark edildiği bir dönemde, olgunluk çağında modern mimari ile hat sanatını aynı güzellikte buluşturmayı başarması, tasarımlarındaki kendine has yalın, etkili ve dengeli üslubuyla geleneksel hat sanatımıza bir bakıma yeniden can suyu vermesi" sebebiyle 'Geleneksel Sanatlar' dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verildi."

Detaylar
Lot: 96 » Hat

ALİ TOY (d.1960)

Modern /Makili-Kufi Hat ile "Maşaallah" yazılı. İmzalı. 2009 tarihli. 70x70 cm

"1960 senesinde Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde dünyaya geldi. Tavşanlı Tunçbilek Lisesi’nden mezun olduktan sonra eğitimine İstanbul Teknik Üniversitesi'nde devam etti. Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Yıldız Üniversitesi’nde Röleve-Restorasyon dalında tamamladı. Öğrencilik yıllarında hat sanatına ilgi duymaya başlayan Toy, 1985 senesinde Prof. Dr. Ali Alparslan ile tanışarak talik hat üzerine dersler aldı. Talik hattan 1988 senesinde icazet alan Toy, 1988-1992 yılları arasında rika, divâni ve celi divâni hatları çalıştı. Hocası Prof. Dr. Ali Alparslan ile olan beraberlikleri, hocanın vefatı olan 2006 senesine kadar devam eden Toy’un hat eğitimi tam 21 sene sürdü.

Ali Toy; talik, divâni, celi divâni ve rika hatlarından başka şikeste, küfi ve mağribi hatları da araştırarak bu hatların birkaçından karma tasarımlar yazdı. Her çeşit klasik hattı, modern hattı ve çizgiyi eserlerinde başarıyla kullanan Toy’un yazdığı modern hatlar, mimarlık ve klasik hat eğitiminin kesişmesi sonucu ortaya çıkan eserlerdir. Ayrıca klasik hat tasarımlarında ve yeni arayışlarda Toy’un mimarlığının etkisi büyüktür. Yurt içinde ve yurt dışında birçok sergiye katılan ve 28 şahsi sergi açan Toy, IRCICA’nın düzenlediği 4 ayrı yarışmadan 6 ödül aldı. Çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdüren ve özellikle talik, divâni ve modern hat eserleriyle dikkat çeken Ali Toy, modern hatlarda mimari tasarım bilgisi ve temel geometrik çizgileri kullanmaktadır.

 2017 yılında "Geleneksel sanatların yeni nesil sanatçılar eliyle tekrar fark edildiği bir dönemde, olgunluk çağında modern mimari ile hat sanatını aynı güzellikte buluşturmayı başarması, tasarımlarındaki kendine has yalın, etkili ve dengeli üslubuyla geleneksel hat sanatımıza bir bakıma yeniden can suyu vermesi" sebebiyle 'Geleneksel Sanatlar' dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verildi."

Detaylar
Lot: 101 » Hat

HASAN SIRRI EFENDİ (1836-1907)

Celi Sülüs İstif. "Allah , Muhammed , Ömer, Osman , Ebubekir, Ali " yazılı. Ketebeli. 43 x 60 cm.

"Süleymâniye müderrislerinden Beypazarlı Mehmed Emîn Efendi’nin oğlu olup H. 1252/M. 1836-1837 yılında Yeniköy’de doğdu. Oradaki ibtidâî mektebde okurken Kur’an’ı hıfzetdi. Yine oradaki Ra’ufî Dergâhı şeyhi Mehmed Emîn Efendi’den yazı meşkederek icâzet aldı. Musikî dersleri aldığı Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den istifâde ile hüsn-i hatta maharet kazandı.

Eğitimini tamamladıktan sonra Ahkâm-ı Adliyye Nezâreti kâtiblerinden olarak senelerce devam etti. Daha sonra Meclis-i Ticâret İcrâ Dairesi’ne nakledildi ve icrâ memurluğuna kadar yükseldi. Sağlık sorunları nedeniyle emekliye sevkedildikten birkaç sene sonra 1325 yılının Şa’bân(Eylül-1907) ayında vefât etti. Rumelihisarı Kabristanı’nda medfun bulunan annesinin ve kızının yanına defnolundu. Naaşı daha sonra Yenikapı Mevlevîhânesi kabristanına  nakledilmiştir.

Detaylar
Lot: 103 » Hat

ALİ TOY (d.1960)

Modern Hat ile "Hiç" yazılı. Ketebeli. 2004 tarihli. 75 x 40 cm. Çerçeveli Ebat: 100 x 65 cm.

"1960 senesinde Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde dünyaya geldi. Tavşanlı Tunçbilek Lisesi’nden mezun olduktan sonra eğitimine İstanbul Teknik Üniversitesi'nde devam etti. Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Yıldız Üniversitesi’nde Röleve-Restorasyon dalında tamamladı. Öğrencilik yıllarında hat sanatına ilgi duymaya başlayan Toy, 1985 senesinde Prof. Dr. Ali Alparslan ile tanışarak talik hat üzerine dersler aldı. Talik hattan 1988 senesinde icazet alan Toy, 1988-1992 yılları arasında rika, divâni ve celi divâni hatları çalıştı. Hocası Prof. Dr. Ali Alparslan ile olan beraberlikleri, hocanın vefatı olan 2006 senesine kadar devam eden Toy’un hat eğitimi tam 21 sene sürdü.

Ali Toy; talik, divâni, celi divâni ve rika hatlarından başka şikeste, küfi ve mağribi hatları da araştırarak bu hatların birkaçından karma tasarımlar yazdı. Her çeşit klasik hattı, modern hattı ve çizgiyi eserlerinde başarıyla kullanan Toy’un yazdığı modern hatlar, mimarlık ve klasik hat eğitiminin kesişmesi sonucu ortaya çıkan eserlerdir. Ayrıca klasik hat tasarımlarında ve yeni arayışlarda Toy’un mimarlığının etkisi büyüktür. Yurt içinde ve yurt dışında birçok sergiye katılan ve 28 şahsi sergi açan Toy, IRCICA’nın düzenlediği 4 ayrı yarışmadan 6 ödül aldı. Çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdüren ve özellikle talik, divâni ve modern hat eserleriyle dikkat çeken Ali Toy, modern hatlarda mimari tasarım bilgisi ve temel geometrik çizgileri kullanmaktadır.

 2017 yılında "Geleneksel sanatların yeni nesil sanatçılar eliyle tekrar fark edildiği bir dönemde, olgunluk çağında modern mimari ile hat sanatını aynı güzellikte buluşturmayı başarması, tasarımlarındaki kendine has yalın, etkili ve dengeli üslubuyla geleneksel hat sanatımıza bir bakıma yeniden can suyu vermesi" sebebiyle 'Geleneksel Sanatlar' dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verildi."

Detaylar
Lot: 105 » Hat

EMİN BARIN (1913-1987)

Modern / Kufi Besmele. İmzalı. 68 x 44 cm.

Almanya’daki eğitimi esnâsında modern yazı teknik ve üslûpları üzerinde çalışmış olan Emin Barın, daha çok Latin harfleri ile oluşturulan modern kompozisyonlar ile diploma ve berât yazıları üzerine yoğunlaşmış idi. 1946 senesinde, tedâvüle çıkarılacak yeni madenî paraların yazıları, 1953 yılında tamamladığı Anıtkabir yazıları ile 1955’te yazdığı Yunus Emre’nin mezarındaki yazıları sanatının en olgun örnekleridir.

Öte yandan bir mimar arkadaşının ricâsı üzerine yazdığı kûfî besmele ile hocası Kâmil Akdik’e verdiği sözü yirmibeş yıl sonra yerine getirerek Osmanlı hat sanatında da eser vermeğe başlayan Emin Barın özellikle dîvânî ve kûfî yazıları üzerine yoğunlaşmış, Almanya’da aldığı grafik eğitimini Arap harflerine uygulayıp gelenek ile modernite arasında köprü kuran yeni ve çağdaş kompozisyonlar üretmiştir.

İstanbul’un 500. Fetih Yıldönümü kutlamaları kapsamında bazı kitâbeler hazırladığı gibi, Fâtih Dîvânı’nın basım çalışmalarına da iştirâk eden Emin Barın, Fatih Dîvânı için hazırladığı cildi ile 1958 senesindeki Brüksel Fuarı’nda birincilik ödülü aldığı gibi, bu cildi hazırladığı Akademi bünyesindeki cilt atölyesinde Türk cilt san‘atının canlandırılmasına hizmet etti.

Cild sanatı üzerine ulusal ve uluslararası bazı konferanslarda tebliğler veren Emin Barın, 1978’de Akademi’de, ertesi sene Ankara’daki İş Sanat Galerisi’nde ce 1983’te İstanbul’daki Garanti Bankası Galerisi’nde kişisel sergiler açtı. Yurtdışında da Malezya, Paris ve Almanya’da hat sergileri düzenledi. 

Detaylar
Lot: 142 » Hat

MUSTAFA HALİM ÖZYAZICI (1898-1964)

"Sülüs Karalama". Ketebeli. " La feta illa Ali La seyfe illa (Zülfikar)" yazılı. 34 x 55 cm.

"Biz yazılarına hayranlıkla seyrederken sık sık tekrarladığı bir söz vardı: “Ufak tefek, kara kuru gördün de, beni Karamürsel sepeti mi sandın?”

Hakîkāten öyleydi. Hâline tavrına baksanız ummazdınız. Maddî refâhı çok yerinde olduğu hâlde yiyemezdi, giyemezdi. Yanlızlığın verdiği bir derbederlik içerisindeydi. Bu muydu o “âyetü’n-min-âyetillah” sanatkâr. Ancak yazarken görünce onu Karamürsel sepeti değil, hüsnühat bağından derlenmiş en nâdîde meyvelerle dolu bir hüner sepeti olduğunu anlardınız...

Hüsnühattın her nev’ini sür’atle ve suhûletle yazardı. ‘Kamış kalem’ denilen o nârin güzel, merhûmun ma’rifet dolu parmaklarına râm olmuşdu. Hele celî yazıda böyle sür’ate mâlik bir hattat, “celînin alemdârı Mustafa Râkım da dâhil görülmemişdir!” dersek, mübâlağa sayılmaz. Kubbe yazılarında, kendi boyundan uzun elifleri, lâmları rahatlıkla çekerken onu seyretmek bir zevkdi. Kubbe ve kuşak yazısı olarak en çok eser vermiş hattatımız Hâlim Hoca’dır. Bir sûreyi, verilen ölçüye göre, sıkışıklık yapmadan istif etmek ve istediği yerde bitirmek, ona mahsus ilâhî bir mevhîbedir. Müsveddesi yokdu. Zihninde tefekkür istifi yapar, onu kömür kalemi ile kâğıda öylece istif eder ve celî kalemini alıp hemen yazmağa başlardı.

Ahârlı kâğıda mürekkeple yazdıklarını tashih etmesi de bir ömürdü. İstiflerin arasını dili veya parmağı ile temizlemesine, doğrusu şaşardık. Bu sebeple eski eserleri de aslına uygun bir şekilde tamir eder, tamamlardı."

Detaylar
Lot: 146 » Hat

MEHMED ZEKİ DEDEEFENDİ(1812-1881)

Talik Kıta. Ketebeli. Gülistan-ı Sadiden kesitler yazılı. 46x35 cm. Sanat kalitesi ve nadiriyeti ile koleksiyonluk bir eserdir.

"İran tarzında ta’lik hattının son devrideki en önemli isimlerinden biri olan Mehmed Zekî Dedeefendi, Uğur Derman’ınn naklettiğine göre, hatt-ı ta’liki Sâhib-i Kalem nâmı ile ma’ruf Mirzâ Aka Afşâr’dan öğrenmiştir.  

Osmân Gâzî Türbesi’nin tamirini takiben kapı balasına asılan Şâ’ir Nevres’in yazdığı tarihi ile Mısır Vâlisi Mehmed Alî Paşa’nın oğlu “Küçük” Mehmed Alî Paşa’nın H. 1277/M. 1860-1861 tarihli mezartaşı kitâbesi ve Senih Efendi’nin H. 10 Muhârrem 1278/M. 18 Temmuz 1861 tarihinde taşbasma basılan mersiyesinin yazısı Mehmed Zeki Dedeefendi’nin eser-i kalemidir. Ta’likle bir hayli Mesnevi-i Şerif istinsah etmiş olduğu menkul ise de, herhangi bir nüshasına tesadüf edilmemiştir. Yine ta’likle yazdığı Bayburdlu Zihnî’nin Hikâye-i Garibe adlı eseri İbnülemin’in nezdinde mahfuz iken, şimdilerde istanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. "

Detaylar
Lot: 148 » Hat

SEYYİD MEHMED BURHANEDDİN EFENDİ(1849-1930)

Celi Talik Beyit. Ketebeli. Hicri 1305/ m.1887 tarihli. 43 x 67 cm."Uluvv-u himmet izhâr et, tenezzül etme her dûne, Bu gerdûne sivâr ol minnet etme çarh-ı gerdûne."

Şeyh Seyyid Süleyman Efendi’nin dördüncü oğlu olarak H. 1265/M. 1849’da Belh civârındaki Kunduz Kasabası’nda doğmuş olan Seyyid Mehmed Burhâneddîn Efendi, ülkesinde yaşanan Rus baskısının dayanılmaz seviyeye gelmesi üzerine a’ilesi ile beraber Anadolu’ya göçmüştür. Bursa’ya yerleşmeleri için irâde çıktığından, eğitimini de burada babasının taht-ı tedrisinde tamamlamıştır. Babasından dînî ilimleri tahsîl ettiği gibi, hususi surette şi’ir ve edebiyâtla ilgilenmiştir. Babasının İstanbul’a naklinde beraberinde giden Seyyid Mehmed Burhâneddîn Efendi, burada bulunduğu süre zarfında herhangi bir göreve namzet olmamış ve daha ziyâde edebiyât ve yazı ile meşgul olarak, Türkçe, Farsça ve Çağatayca şi’irler yazmıştır.

Geçimini babasına tahsîs edilen ma’aşla sağlamakta iken, babasının vefâtı ile ma’aş kesildiğinden zarurete uğrayınca, devlete müraca’at edip yeniden ma’aş tahsîs edilmesini talep ettiyse de, kabul görmemişti. Nihâyet bazı erbâb-ı dânişin gayretiyle müstehakkîn-i ilmiyye kısmından ma’aş bağlanınca bir nebze olsun refâha erişmişti. Son yıllarını Heybeliada’da müsteciren geçiren Seyyid Mehmed Burhâneddîn Efendi, H. 1348 senesi Şevvâl ayının 3. gecesi(M. 4 Mart 1930) Heybeliada’da vefât etmiş ve ada kabristanına defnedilmiştir.

Kendisini şahsen tanıyan İbnülemin’in ifâdesine nazarân “edib, hâlim, dil-nevâz, terbiyyeli, değerli bir şâ’ir ve ta’likde hakîkaten hattat-ı mâhir” bir zât olan Seyyid Mehmed Burhâneddîn Efendi, hatt-ı ta’liki Bursa’da bulunduğu esnâda müderrisinden Abdülkadir Nesîb Efendi’den meşkederek H. 1290/M. 1873 senesinde icâzet almıştır. Hatt-ı ta’likte zamanın önde gelenlerinden olmamakla beraber, Süleymaniye Kütüphânesi’nde bulunan H. 1302/M. 1894-1895 tarihli ta’lik kıt‘ası (Db. no: 327).yazının dekayıkına vâkıf hattâtînden olduğuna işaret etmektedir.

Bütün eş’arı hıfzında olduğundan kendisini “şa’ir-i seyyâr” nâmı ile yâd eden İbnülemin, bu hususta ayrıca şunları söylemektedir: Fakr-ı hâlile beraber etvâr ve güftârında eser-i necâbet gösterir, hangi meclise girse söz söylemez, şi’irlerini okur, okumakdan zevk alırdı.

Detaylar
Lot: 151 » Hat

HASAN TAHSİN EFENDİ (1851-1914)

Nesih hat ile Naat-ı Şerif yazılı. Ketebeli. 51x45 cm

"Makam-ı mülteca Ahmed Muhammed Mustafa'dır bu
Zehi nur-i hüda Ahmed Muhammed Mustafa'dır bu
Medine hakine yüz sür şefaat şefkat istersen
Resul-i Kibriya Ahmed Muhammed Mustafa'dır bu.."

 

Tokat’taki Meydan Cami’nin imâmı Osmân Efendi’nin oğlu olarak H. 1267/M 1851’de orada doğdu. Çocuk yaşta İstanbul’a giderek medreseye girdi. Kayserili Derviş Alî Rızâ Efendi’den Bayezid Cami’ndeki dersinden icâzet aldı. Reisü’l-hattatîn Muhsinzâde Abdullah Bey’den de sülüs ve nesih meşketti. İcazetini aldıktan sonra Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den de istifâde etti.

H. 1286/M. 1869-1870’te Âli Paşa’nın himmetiyle yenilenen Mercan’daki Ya’kub Ağa Cami’ne imâm ve hatib tayin edildi. Kütüphâne-i Umûmî’nin açılışında hâfız-ı kütûblüğe getirildi. Ara ara rüşdi mekteblerde Arapça ve hüsn-i hat muallimliği yaptı. Son zamanlarında sağ tarafına felç geldiyse de, daha sonra iyileşti. Ancak bu kez bunama belirtileri baş gösterdi. Nihayet H. 5 Safer 1332/M. 3 Ocak 1914’de vefât etdi. Eyüp Bahâriyesi’nde medfun bulunan kızının yanına defnedildi. 

Detaylar
Lot: 152 » Hat

HASAN SIRRI EFENDİ (1836-1907)

Kufi Hat Levha. Ketebeli. 27 x 52 cm. "Fevzu'l-ilmi leyse fevzu'l-alemi: İlmin elde edilmesi dünyalık elde etmek için değildir."

"Süleymâniye müderrislerinden Beypazarlı Mehmed Emîn Efendi’nin oğlu olup H. 1252/M. 1836-1837 yılında Yeniköy’de doğdu. Oradaki ibtidâî mektebde okurken Kur’an’ı hıfzetdi. Yine oradaki Ra’ufî Dergâhı şeyhi Mehmed Emîn Efendi’den yazı meşkederek icâzet aldı. Musikî dersleri aldığı Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den istifâde ile hüsn-i hatta maharet kazandı.

Eğitimini tamamladıktan sonra Ahkâm-ı Adliyye Nezâreti kâtiblerinden olarak senelerce devam etti. Daha sonra Meclis-i Ticâret İcrâ Dairesi’ne nakledildi ve icrâ memurluğuna kadar yükseldi. Sağlık sorunları nedeniyle emekliye sevkedildikten birkaç sene sonra 1325 yılının Şa’bân(Eylül-1907) ayında vefât etti. Rumelihisarı Kabristanı’nda medfun bulunan annesinin ve kızının yanına defnolundu. Naaşı daha sonra Yenikapı Mevlevîhânesi kabristanına  nakledilmiştir.

Detaylar
Lot: 155 » Hat

ŞAMİZADE ABDULLAH EFENDİ (ö.1788)

Sülüs Nesih Kıta. Hadis-i şerifler yazılı. Ketebeli. 18.yüzyıl . 26x20 cm “ Ezan ile kamet arasındaki dua reddedilmez , Mümine küfretmek ve onu öldürmek küfürdür “ Eserin koltukları klasik üslupta dış pervazı lacivert zemin üzerine altın halkar tezyinatlıdır.

Türk hat san’atının iştihâr etmemiş hattatlarından biri olan Abdullah Efendi, Mehmed Efendi nâmında bir zâtın oğlu olup Şâm’da doğmuştur. Bu nedenle muhibleri tarafından “Şâmîzâde” künyesiyle yad olunmuştur. İbtidâ’î eğitimini memleketinde ikmâl eyledikten sonra medrese tahsîli için gittiği İstanbul’da hüsn-i hatta gönül vererek, Osmanlı hat san’atının kendine mahsus bir şive oluşturmayı başarabilmiş hattatlarından olan Şekerzade Seyyid Mehmed Efendi'ye müdâvemetle aklâm-ı sitteden mücâz olmuştur.

Tuhfe-i Hattâtîn’de, icâzetini aldıktan sonra Sultân Ahmed Cami civârındaki hânesinde kitâbetle meşgul olduğu ve nice âsâr yâdigâr bıraktıktan sonra, – H. 1202/M. 1787-1788 senesinden evvel – vefât ettiği mukayyed olan Şâmîzâde Abdullah Efendi‘nin vefât tarihi ile medfeni hakkında kesin bir ma’lûmât hâsıl olmamıştır.

Detaylar
önceki
Sayfaya Git: / 1
sonraki